Bitmeyen -3/a

I.

Patlamış mısırların solgn aklığında birazı sarı birazı kararmış, yanmış ama patlamamış olanları seçmek için elini dibe doğru batırdı.yağlı bir kumaşla oynaşır gibi irkildi biraz ama birkaç tane seçebildi el yordamı. Pencereden sızan ışık duvarda pürüzsüz gölgelerin olşmasına yataklık ede-dura. Bğday  öğüten değirmenlerin  şenlik kahkahaları gibi bir hazla mısırları yutkundu. Bu sırada telefon çaldı. Zil sesini dinlerken arayanı cevapsız bıraktı. Yağlı deriden krtulmak için lavaboya koştu, sbn aldı aynaya baktı, mslğa dokn ellerini syn altında tutup ovmaya başladı. Bıraktı sabn elini duruladı. Yandaki havlyla kuruttu. Tekrar aynaya baktı. Kaşlarına göz kırptı, döndü. Odasına doğr adımlar saydı.

Duvara yapıştırılmış guernika tablosndaki ata, ateşin kutsallığına inanan sufilerin saygısıyla her gördüğü yeni bir ilkmiş gibi, sanki yıllar alan bir sorunun cevabıyla henüz karşılaşmışçasına “merhaba”dedi. Odasına geçti. Çiğdem çiçek pembemsi renklerle karşıladı onu. Biraz susuz kalmış gibi saksıdaki gübreler esas rengine, mat siyaha çalıyordu. Bunu farketti  etmesine ama geri dönüp su getirmek için bitkin hissetti kendisini.mavinin göze hoş gelen ve kalçalarını sade bir güzellikle açığa çıkaran kendisini doğanın kendi üstündeki bir lütfuymuşçasına çekici kılan pantolonunu çıkardı. Karşıdaki koltuğa oturdu. Koltuk  sanki eski turk filimlerinden araklanıp odaya konmuş gibiydi. Bir çift vardı bundan, biri dış kenar ve çatısındaki ahşap süslemelerle çok iyi korunmuştu. Diğerinin çatısındaki ahşap süsleme, ikizinin  üste doğru uzanmasıyla oluşturacağı geniş tabanlı üçgen şeklin tam ortasından kesilmişti. Arkadaşları müzeyyen senar koltuğu diyorlardı buna. Koltuğun sahibi caferdi. Lisedeyken amcasıyla kaldığı evi dağıtınca komşu köyden şehre gelip yerleşen öğrenci bir arkadaşına bırakmış bunları. Salih edebiyat ve şiirle çok ilgiliymiş. O kadarki kendi cebinden maliyetini karşıladığı tek sayılık bir dergi çıkarmış. Bu dergide çok üünlü bir şair ile ropörta için kar soğuk dinlemeden yollara çıkmış. Şairi ancak akdeniz ikliminde bulmuş, yapmış şöyleşisini. Dergiyi devam ettirememek ısrarını bilemiş. Yolun gücü adına uzaklara gitmeye karar vermiş. Haliyle evdeki eşyaları dağıtmış o da. Başka birine bırakıyor diğeri de aylesiyle evini birleştirince eski müzeyyen senar koltukları apartmanın bodrumuna atıyor. Yağmrlu bir akşamüzeri caferle kamyonetin kasasına yüklerken bnları  tozun ve iyiliğin çamurlaşmasına şahit oluyorlar. Bir daha-lı cümleler kurup ahd-ler eden arkadaşının sitemine “dünya işi” yorumu getirip kmyonetile evin yolunu tutuyorlar. İlk bir hafta temizlemeye değmez diye hiç dokunmuyor. Daha sonra eskinin ihtişamına sığıncak yoksulluğunu idrakedip çamaşır suyu,deterjan,sıcak su ve bir bezle silmeye başlıyor. Nihayet işini bitiriyor ve koltuğu müzeyyen senare layık bir zevkle odasının en sevdiği köşesine yerleştiriyor. Böylece koltuğun saman rengi geçmişinde yeni sayfalar eskimeye devam ediyor. Bitmeyen bir ömürle  güvenilir bir şahitlik sunuyor astar ve ahşap süslemeli koltuk. Müzeyyen senar koltukları.

    

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s